Pages

28 Aralık 2008 Pazar


dünyaca yine israilin bir rezaleti, vahşeti, barbarlığı ile karşı karşıyayız.

27 Aralık 2008 Cumartesi

ce cubbap cubbapcubbap ce cubbap cubbapcubbap



hergün yazmak istiyorum, yazamıyorum.
bilgisayardan uzak durmak istiyorum, duramıyorum.
iktisatla barışmak istiyorum; barışamıyorum…
içimde yığılıyor birşeyler sanki.
buzdağının altında birikmiş; dibi don tutmuş karlar var. vura vura daha çok kırılacak buzlar, zincirleme kırılmalar, kırılganlıklar….



bugün evden çıkasım yok
telefonu açasım yok
rakımız var içesim yok
acelem var koşasım yok

fotoğraf:http://img223.imageshack.us/img223/8796/asfaltks2.jpg

23 Aralık 2008 Salı

pencere önü çiçeğine

DSCF3258 Pencere Önünde
Arkadaştan Ayrı
Porselen Saksıda Bir Süs Çiçeği
Evin Hanımı
Her Akşamüstü
Su ve Güneş Sunar
Entelektüel
Pencere Önü Çiçeği
Ne Ansızın Yağmur
Ne Gökkuşağı
Ne Dipdiri Sabah
Gözyaşı
Rastgele Çiçeklere Arada Bir Bakar
Cansız Cam Ardından
Tül Perdelerden

Pencere Önü Çiçeğine
Ne Mecburen Güneş, Ne Karakış
Ne Dopdolu Bahar Ürperdisi

Zorlu Bir Rüzgarda
Boynu Hiç Kıvrılmaz
Haylaz Çocuklarca Hiç Koparılmaz
Gece Çökünce Açılır Lambalar
Öteki Çiçekler Ayışığındalar

21 Aralık 2008 Pazar

“Karagöz İle Boşverinbeni”

104039

“Karagöz İle Boşverinbeni” çıktı. Ortaoyuncular’dan isteyiniz :)

“Çok çişi gelmiş birinin deli dana telaşında, yön kararsız, acelesi ayyuka zıplamış halde kenef araması gibi patıranarak, çöz-beni-hemen boyutuna ulaşmış bir konut sorunuyla faça façaya olmanın bilinciyle, bir an önce nereyi ev edinmesi gerektiğine karar vermek üzere, sıkı incelemeye aldı mahalleyi. Daha önce kerterizlediği yerler vardı. Eşiyle birlikte enine boyuna dolaşmaya başladılar çevreyi. Burada doğmuşlar, büyümüşler, zaman zaman pek ıraklara savurmuş olsa da onları hayatın rüzgarı dönüp dönüp hep buraya gelmişlerdi, doğdukları yerde sürdürmek istiyorlardı yaşamı.”

20 Aralık 2008 Cumartesi

"HÜKÜMET'E nükleer santral değil gerçek çözümler istediğinizi söyleyin!"

söylemek için :

belki de yan(ı)l(m)ış bir leyla...




Bir sabah çıksam kaybolsam
Dönmesem kalsam anılarda
Belki bir sevda türküsünde vurulurdum
Gel künyemi al dağlardan

Aşk nedir söyle, kayboldum
Belki bir düşte unutulmak
Her sabah bir dev masalında uyanınca
Hep çocuk kalmak kurtulmak

Kar yağıyor bu gece
Öyle beyaz ki şehir
Anlamak bir ömür sürer
Hayat niye kirlenir

Karlı bir gece sen buldun
Kaldırımlarda kalbimi
Al götür rüzgarlara savur, hadi durma
Ver benim eski yarimi

Ben kimim söyle kayboldum
Dönmedim kaldım anılarda
Her sabah bir çöl masalında uyanırdım
Belki de yanlış bir Leyla

resim: http://th01.deviantart.com/fs25/300W/f/2008/090/0/e/Stone_Umbrella_by_ChildOfPuck.jpg

19 Aralık 2008 Cuma

esmeray’dan oylum oylum

10368_0

çok seviyorum eski şarkıları. bir zamanlar.net’ten de dinlerim fırsat buldukça. jelatinin bloğunda rastladım bir araştırma yaparken; bir zamanlar serisi varmış. biraz i-yasal yollardan edindim, en kısa zamanda yasal yoldan da edinilecek. çok keyifli oluyor dinlemek. 4. albümde Esmeray’ın söylediği, daha önce hiç duymadığım bir şarkı favorim şu sıra. buğulu sesiyle çok güzel söylüyor. Türkiye internet sahanlığında imeem’e girilebildiğine göre koymazsak bu şarkıyı olmaz galiba.






albümdeki diğer şarkılar ise:

01. Ajda Pekkan - Ne Varsa Bende Var 1976
02. Erol Evgin - Ruya 1981
03. Seyyal Taner - Gulme Komsuna 1977
04. Gulistan Okan - Dugum Dugum Baglanmisiz 1977
05. Ersan Erdura - Hayalin Gitmez 1979
06. Sezen Aksu - Kaybolan Yillar 1977
07. Lale Belkis - Dogdugum Ev 1975
08. Nukhet Duru - Yalan Sozlerle 1984
09. Ayla Dikmen - Ask Defteri 1974
10. Sibel Egemen - Yine Yalnizim 1981
11. Ayla Algan - Bak Su Adama Asik Oldu 1976
12. Selcuk Ural - Gule Gule Sana 1974
13. Meral & Zuhal - Senden Baska Kimim Var Ki 1976
14. Bilgen Bengu - Kendine Iyi Bak 1977
15. Romali Perihan - O Bendim O 1976
16. Selma Devrim - Topragin Kizi 1976
17. Ruchan Camay - Ne Haber 1976
18. Esmeray - Oylum Oylum 1976
19. Behiye Aksoy - Kim Arar 1978
20. Nermin Candan - Olmaz Olmaz Bu Is Olamaz 1971

18 Aralık 2008 Perşembe

sevinç…

n548318103_335902_9730


geliyor haftaya


başımdaki kara bulutları kaydırıp


beyazlarında gezinti yapmaya


geliyor haftaya


dalgayla sözleşip


maviye dokunmaya

17 Aralık 2008 Çarşamba

ruhaltının uykusuzluğu

uykusuzlukhg6

bahadır baruter diyince durup bir düşünmek, düşündükten sonra da gülümsemek gerekiyor galiba. hoş bu gülümseme ve de düşünme pek gereklilikten değil de bahadır baruter’in kendisinden. ruhaltının poster halidir uykusuzluk… duvarımda dururdu hep, şimdi ankara’da össlem’in ruh kenarında.

16 Aralık 2008 Salı

gündeste'den


açın pencereleri
ayva ağacı hoş geldi sefa geldi
açın pencereleri
yapraklar bize oturmaya geldi
bir temmuz solgunuyum güneşten ırak
soluk kağıtlara soluk veririm
duygularımla devriye geziyorum
yedinci ayın yedinci günü
yıl yetmişiki
hem yoksulluğumuz kemirgen hem sevgimiz
öfkemiz şişelerce uyumsuzluğumuz
şarkıdan vazgeçip istek sahiplerini sayması radyodaki kadının
meze edip soframıza yokluğunun üç buutlu büyüsünü
yoksulluğumuza içmekteyiz
bir yar sevdim el aldı
elim gönlümde mahsur
biraz firar ve turfanda sessizlik
bir keten pantolonla bir yaz geçirdik
sanırım siz bizim güzel yoksulluğumuzu sevemediniz
solumak da güzel bir iştir bu kadar iş arasında
temmuzun yirmisi perşembe
civciv evleniyor izmir'de
ben çehof'la yaşarken babil sokakta
bir güvercin yuva yapmış balkona
iki küçük yumurta çatladı o gün
bir civcivi yitirdik iki civcivimiz oldu
boyumdan büyük sevgimin onuruna kalkıyor
boz bulanık kadehler
çamaşır asar gibi dört bir yana mandallarım
kirlettiğim kağıtları
kolay olmadı
sizi bekliyorduk mektubunuz geldi
götürmeyin bizleri yalnızca sizlerin sevinci olan törenlere
imecesi olmaz bohça dürmenin
Ferhan Şensoy

11 Aralık 2008 Perşembe

dükkan günlerinden sahip olma "problematiğine" doğru samçalamalar


parmağımdaki derin yara sızlıyor. bol domestos yedi çünkü dükkanda pazar günü. çarşambadan beri -bayramın ikinci gününü saymazsak- dükkandayım. zor ve de sıkıcı oluyordu dangalak ali ve geveze maiser ablayla uğraşmak. ve ailem ısrarla "o dükkanın sahibi olarak" bulunmam gerektiğini söylüyorlar bana... sahip olmak......

birkaç gündür moda konusu bu evim benim dükkandaki peynirlere sahip olmam. bense can babanın sakalındaki esriklik ve meydan okumayla kaçıyorum bu sahiplikten. onun dediği gibi bir renge ait olmalı insan, sahiplenecekse de bir gökkuşağını sahiplenmeli ya da denizi ya da gökyüzünü. iş, eş, çocuk pek sahip ve ait olunacak şeyler değil gibi geliyor bana. daha doğrusu bu sahiplik bangır bangır kanıma dokunuyor.

ama yine de illa ki bir şeylere sahip olunacaksa bu müzik olabilir gayet de, tiyatro biletleri, sinema koltukları olabilir. hem süreekli bir aynılık da olmaz. her film, her perde başka koltuk, her nota başka değişik müzik...

ya da balıklara da sahip olunabilir galiba. komşunun küçük kızına bir balık verilir "sahip olunanlar"dan; küçük kız da çok sevinir, balığın adını "amca" koyarsa, böyle de küçük küçük mutluluklar serpişirse; balıklara da sahip olunabilir o zaman.....

10 Aralık 2008 Çarşamba

wordle bakalım

sevgili rüyayla'nın bloğundan görünce , ziyaret ettim ben de wordle'yi... benim çok kullandığım kelimeler aşağıdakilermiş efenim:

1 Aralık 2008 Pazartesi

sf 56 cümle 5:

sevgili nily, beenmaya ve aydan atlayan kedi'nin bloglarında gördüğüm bu "mim" benim de çok hoşuma gitti. şu an yatağımın üzerinde oturuyorum ve en yakınımda olan kitaap Amin Maalouf'un "Afrikalı Leo"su..



açıyoruz 56. sayfayı ve bakıyoruz efenim hemen 5. cümleye:

"Şimdi sıra toplantının başından beri yerinde sabırsızlıkla oturan Estağfirullah'taydı"

cümle baya bir ortada :)

mimin içindekilerini verecek olursak:

  1. Kendinize en yakın kitabı almak
  2. Sayfa 56'yı bulmak
  3. 5. cümleyi bulmak
  4. Cümleyi bu kurallar ile birlikte yayınlamak
  5. En sevdiğiniz, en moda veya en entellektüel kitabı seçmeyip, en yakınınızdakini almak.
işte bu kadaaaaar :)
herkese güzel haftalaaaarr :)