Pages

5 Mart 2012 Pazartesi

29 Şubat 2012 Çarşamba

"biraz farsça"


24 Eylül tarihi itibariyle İran Kültür Merkezi'nde Farsça kursuna başlamış bulunuyorum. coffee'yi çok ihmal ediyorum nedenini ben de bilmiyorum. tekrar yazmaya başlamak amacıyla bu bloğu açtım belki, coffee'ye de ilham olur.. kim bilir..vatana millete hayırlı olsun, yan bahçede yer alacak bir çiçek daha ekiyorum, bakalım çiçek açacak mı?
yan bahçe: coffee-farsi.blogspot.com

kelimesizlik

bugün Sardunya'ya çok katılıyorum ben...
kelimeler ağırlaşıp ağırlaşıp içimde donuklaştığından...

6 Şubat 2012 Pazartesi

on bir yıl önce beş şubat pazartesi iken
dün pazara denk geldi
iki birbirinden farksız uğurlama
en sözsüz kısmından yerlere biletler kesti
hiç birşeye yetmeyen ellerimiz....

30 Ocak 2012 Pazartesi

pazartesi pazartesi


cuma gecesi hava muhalefeti nedeniyle harika bir gece geçirdik biz. kestaneler fırında, çaylar, kolalar, kahkahalı muhabbetler...

yukarıda fotoğrafını koyduğum yeri merak edip biranızı da yudumlamak istiyorsanız; sizi buraya alalım o vakit, ayarlayın istasyonunuzu yudumlayın biranızı ve çıkarın müziğin tadını....

20 Ocak 2012 Cuma

Senin Gibi Kuşlar

Kişiliğimin bir bölümünü aldırayım diyorum. Ara sıra diyorum. Yatayım bir ameliyat masasına, ayıklasınlar beni. Aceleciliğimi alsınlar mesela. Haksızlığa dayanamayışımı birazını çıkarıp tıbbi atıklar bölümüne göndersinler. Boşalan yerlere daha fazla ‘hayır’ diyebilmeyi koysunlar. 
Hassasiyetin en az yarısını çıkarsınlar. Onun yerine sert davranma protezi koysunlar. “Arlı arından korkar; arsız sanır benden korkar” diyorlar. Doğru diyorlar. Ar’ımın da birazcığını ar transplantasyonu yapıp versinler ihtiyaç sahiplerine. 
Yağ aldırır gibi nezaketi de aldırayım; nezaket ‘liposuction’ı yaptırayım diyorum. Ferahlayayım biraz. Söz söyleme yeteneğimin bir kısmını da çıkarıp yerine ‘laf geçirmeyi’ koysunlar. İşini ciddiye almayı da en az dörtte üç oranında kesip çıkarsınlar, lüzum yok artık çünkü öyle şeylere.  
Suni döllenme gibi bir yerde benim gibiler için böyle yeni kişilik özellikleri üretip üretip yerleştirsinler içimize. Hatta organ bağışı gibi olsun bu iş. İyi insanların iyiliklerini ölümlerinden sonra böbrek, kalp gibi iyilik bekleyen insanlara taksınlar. 


[...]


Yatma bıçak altına sen de. Git kendine kendin gibi bir kuş bul, taze bir bahar ya da gamlı hazan. Böyle yaşayıp gidiyoruz çünkü. Yılıyoruz ve sonra yeniden ayağa kaldırıyor bizi bize benzeyenler. Sanki yeniden düşmeyecekmişiz gibi değil, öyle bir söz hiç vermeden. 
Ama hayat küçük bir şey zaten. Sen, ben ve senin gibi kuşlar. O kadar. Gerisi çoğu kez gaflet ve dalalet. Sonra işte kuşlar uçuyor, söz veriyorlar sana, senin gibi olacaklarına...


Ece Temelkuran

17 Ocak 2012 Salı



İstanbul'a hasretken,
Beyoğlu'na sarılıp uyuycam...
Bi gelsin de nevresimlerim...

26 Aralık 2011 Pazartesi


köyde olsam...
çiğdemler uyanmış mı diye 
her sabah uyanıp baksam.....

13 Aralık 2011 Salı


"şehri seviyorlardı. kendilerini bu şehre ait hissediyorlardı; Kale'ye, Çıkrıkçılar Yokuşu'na, Samanpazarı'na, Ulus'a, İsmet Paşa'ya, Gençlik Parkı'na ve tren yollarına. kapısı doğrudan sevdikleri mahallelere açılan bir evde yaşıyor gibiydiler. tekel birası içerek, geceleri şarkılar söyleyerek... hayatın ve edebiyatın devamı için kulaklarına fısıldanan sözleri ezberleyerek. geleceği hiç düşünmeden. kendi karanlıklarının ortasında, ışığı aramadan, çünkü o eylemi gülünç bularak, avuçlarını duvara dayayıp sürtüne sürtüne düğmeyi aramayı gülünç bularak."
kıştan mıdır nedir ya da şu sıra çoğu şeyin yoluna 
gelmesi konusunda bir inada sahip olmasından mıdır nedir 
bir gülüşlü bir hüzünlü haller gelip gidiyor...
bi de Haluk Bilginer çok güzel şarkı söylüyor.....

31 Ekim 2011 Pazartesi



dün gecenin sinir harbinden midir, daha çok uykusuzluktan mıdır, ya da artık iyice alışmaktan mıdır mıhlanıp kalmış buluyorum kendimi bu koltukta ve kafamı veremediğim gazete haberlerinde ıvırda ve zıvırda...
anlam bulmaya çalışmamak lazım belki, kimbilir,
aradıkça düğüm düğüm kelimeler birikmiye başlıyor insanın boğazında...
sessiz sessiz geriliyor bir şeyler....kopmaya teşne değil yani, geri adım atıyorlar....

18 Ekim 2011 Salı

:)

.

değişik bir hava var bugün burada,güneş var bir de baharlardan uzak tamamen kışa bürünmüş bir soğuk var
oda aydınlık camlar da kapalı olduğundan soğuk hava baya bir yadsınabiliyor...
"olmazsa ben ol(a)mam herhalde" dediğim parçalardan birini benden çıkarmaya karar verdim. 
bir de böyle deneyelim...
sallanmalı, neşeli salılar :)

görsel: http://sp.life123.com/bm.pix/happiness3.s600x600.jpg

17 Ekim 2011 Pazartesi

demiş Fuzuli.......


"Dost bîvefâ felek bîrahm devrân bîsükûn
Dert çoh hemdert yoh düşman kavî tâli' zebûn..."

11 Ekim 2011 Salı

hayatın sesini açarken

In the world that owes you nothing you give everything.
 Everything.
 And now I’m caught in between but
 I can’t leave behind the world I may never find.
 So fly one time. So fly one time



.