Pages

26 Mart 2009 Perşembe

"dağlar çiçeklendi, gönül dellendi yine murada ermedi çiğdem aşığı"


2005'in son ayları siz deyin ekim ben siyeyim kasım. tulip'le yeni eve çıkmışız, beraber yaşamaya başlamışız, bunun verdiği etkiye okuldan eve evden okula bir hayat sürdürmekteyken, salondaki ağaçlı bahçeye bakan masamızda; bir akşam sürekli evde oturmanın verdiği sıkıntıyla kızılay'a inelim dedik. kızılay'a inmemizi anlatmamdan önce anlatmam gereken bir nokta da o sıralar bizim adsl bağlantısıyla -hem de sınırsız- yeni tanışmış olmamız, özer'in bilgisayarlarımıza limewire programını yüklemesiyle de yoğun bir şekilde hatta deli gibi müzik indirdiğimiz zamanlar.
çıktık kolej'e, vardık karanfil'e. o sıralar dost kitabevi, karşına dost müzik dükkânı eklentisini yapmış. baya ilgi çekmekte. "hadi girelim bi" diyerek girip, elimizde cd leri toplayıp kuyruk halinde cd seçmedeyiz. o akşam da girdik yine dost müzik'e cdler arasında dolanmaktayız. kasada da iki tip var sadece kendi zevklerine göre müzik çaldıklarından, müzik yelpazesini genişletmenin yolu cd dinleme kuyruğunda beklemekten geçiyor. ayrıldık tulip'le dolaşıyoruz, bakıyoruz. tulip o sıralar bach'ın brandenburg konçertolarına bayılıyor ve klasik müzik reyonunda cd topluyor, bende de o sıralar entrümantal rock sevdası filizlenmiş ben de rock cdleri arasında dolaşıyorum. derken türkçe cdlerin olduğu bölüme geldim. bir cd "İstanbul Blues Kumpanyası-Sair Zamanlar"ismiyle gözümün önünde duruyor, aldım cd yi elime malum nasıl birşey diye kuyruğa girmemiz lazım, baktım kuyruk uzun, "ulan alayım ne olacak" diye bilinçsiz bir müzik dinleyicisi refleksiyle aldım. neyse dost mzüik'ten çıktık, yüksel'deki tütsücümüzün elinden zor kurtularak eve ulaştık. açtım cd'yi.ilk dinlediğimde çok eğlenceli, mavra bir albüm geldi. bir yanda zurna sesi bir yanda gitar sesi, anadolu ve blues elele vermiş halay çekiyor sanki.ertesi günkü dinlemelerimde albümü sever ve sürekli dinler hale geldim. daha sonra da sürekli dinlemiş olmanın verdiği heves kaçmasıyla dinlemeyi bıraktım ve epeydir de dinlemiyordum.

dün akşam sera'nın bloğu sayesinde öğrendiğim amme hizmeti bloğunda albümü görünce çok sevindim. cdlerin arasından bulmaya üşendiğim için albümü indirdim. epey dinlememenin verdiği bir unutkanlık olmuş bu albüme ama dinlediğim zamanlarda favorim olan şarkının rastgele çalma modunda çıkıvermesiyle, yine o günlerde dinlediğim hazzı aldım.

şarkının adı çiğdem pilavı. çiğdem pilavı bahar gelince, baharın gelişini kutlamak için yapılan pilavmış. şarkı da hakikaten bahar kokuyor. tam da "gelsin artık" dediğimiz zamanlar. işte karşınızda çiğdem pilavı ve benim en sevdiğim dizeleri:



dağlar çiçeklendi, gönül dellendi
yine murada ermedi çiğdem aşığı

sevdiğimin gözü yeşil
saç sarıca, çiğdem gibi
yanaklar iki al elma
aklı hep başkalarında

sultanım bana bakmıyor
gözüm görmez başka kimse
olmaz duaya el açtım
ah bu canın günahı ne

istanbul blues kumpanyası ile ilgili daha fazla bilgi amme hizmeti'nden öğrendiğime göre burada mevcutmuş efenim :)

6 yorum:

Ful yaprakları dedi ki...

:))
MÜZİK gibi yok şu dünyada.
her yaraya ilaç..

coffeé dedi ki...

>ful yaprakları,
öyle hakikaten, orhan veli dememiş boşuna "musiki ruhun gıdasıdır musikiye bayılıyorum" diye :)

Sera dedi ki...

blogumun hayırlı işlere vesile olması beni çok mutlu ediyor :)

coffeé dedi ki...

>sera,
:):):):)

gönk dedi ki...

ben de bloğa bir göz atarak bizi andığınız için çok teşekkür edeyim yine :) çiğdem pilavı benim de favori şarkım, hastasıyım vallahi

coffeé dedi ki...

>gönk
ne demek ben teşekkür ederim asıl. albümdeki şarkılar çok güzel ama çiğdem pilavının yeri çok ayrı :)

çok çok teşekkürler güzel paylaşımlarınız için, selamlar :)