Pages

21 Mayıs 2009 Perşembe

kardelen'in ardından....

Utanıyorlar mıdır acaba şimdi?

Hani O, ziyaretine gelenleri selamlamak için başını, boynunu sarıp cama çıktığında, “Hayatını örtü düşmanlığına adadı. Ömrünün son döneminde başörtü takmaya mecbur kaldı” diye yazanlar…

Evi basıldığında ağır hasta görüntüsü vermişti, tarikatlara söverken ise turp gibiydi” diye yalan düzenler…

“Konu Müslümanlık olunca hastalığını unutuyor” diyerek onu hedef gösterenler…

Battaniyesini atıp konsere koştu” başlığıyla onu kendileriyle karıştırıp takıyyeci ilan edenler…

Evini basıp 20 yıllık ajandalarını götürenler…

Din, her şeyden önce vicdansa…

Yürekleri hepten çöl olmadıysa…

Şeytan ruhlarını esir almadıysa…

Vicdan azabı çekerler mi?

Bir özür dilerler mi?

* * *

Türkan Saylan, bu ülkenin yüzakıydı.

Ancak samimiyetle inanmış insanlarda rastlanabilecek bir feda kültürünün son temsilcisi…

İnsanların yardımına koşmak, cehaletle savaşmak uğruna koşulsuz kendinden vazgeçecek bir örnek insan…

İçi boşaltılmış “ahlak” kavramının etten, kemikten hali… Demokrasiden taviz vermeyen laiklik hassasiyetinin sesi…

Bir eğitim mücahidi…

Annesi Hıristiyan, kendisi misyonerdir” diyenler annesinin Müslümanlığa geçiş belgesi karşısında başlarını öne eğmişler midir acaba?

“Kendini acındırmak için hasta taklidi yaptığını” söyleyenler ölümü karşısında günaha girdiklerini fark edip hicap duymuşlar mıdır?

* * *

Tek başına bir toplumun kaderini değiştiren insanlar vardır; Türkan Saylan, onların başında anılacaktır.

Onunla ilk görüşmemiz, 15 yıl önceydi. “Sarı Zeybek”e Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin verdiği ödülü onun elinden almıştım.

Son görüşmemizde “Kardelenler” için bir kampanya filmi planlıyorduk birlikte… Ve o yine, hepimizi hayranlığa sürükleyen bir enerjiyle, Anadolu’daki kızların durumunu anlatıyordu.

“Anadolu’yu küçücük katkılarla değiştirmek mümkün” diyordu.

“Bir kızın özgürlüğünün bedeli 200 YTL” idi.

Bulabildiği her kuruş, onun için kurtarılmış kızlar demekti.

* * *

Hasta halinde evinin basılması ve derneğinin yöneticilerinin, arşivinin götürülmesi, Ergenekon’un dönüm noktası oldu; soruşturmanın zihni arkaplanını ortaya koydu.

“Çağdaş Yaşam”, cami duvarıydı soruşturmanın…

Saylan’a dokunulmasını kimse onaylamadı; birkaç vicdansız hariç… Onlar da bir süre insafsızlıklarıyla hatırlanacak, sonra unutulup gideceklerdir.

Radyoaktiviteyi keşfeden, iki Nobelli Marie Curie, 1911’de Fransız Bilimler Akademisi’ne üyelik için davet edildiğinde bir gazete “O Fransız değil, Yahudi’dir” diye yazmıştı. Yayın etkili olmuş, Madam Curie Akademi’ye alınmamıştı.

Ne oldu?

Fransız Bilimler Akademisi’ne ilk kadın üye, ancak 68 yıl sonra, 1979’da seçilebildi.

Yalan kampanya yürüten gazete, halen tarihin çöplüğünde serili…

“Madam Curie” adı ise tarihi ışıtıyor.

Türkan Saylan için de öyle olacak.

Adı, imdadına yetiştiği kızların yüreğinde ve hayatını adadığı ülkenin vicdanında yaşayacak.

Ruhu ise, ancak cehalete karşı açtığı savaş sonuçlandığında huzura kavuşacak.


CAN DÜNDAR-19.05.2009

6 yorum:

Ful yaprakları dedi ki...

bir Türkan Saylan ölür ama bin Türkan Saylan doğar!!!

Ful yaprakları dedi ki...

inan bana canım melek gibi bir kadın ve bu kadar başarılı ömrünü özveriye adamış bir kadının ardında binlercesi yüzbinlercesi vardır:)

coffeé dedi ki...

@ful yaprakları,
vardır tabi ki :) çiçek açmasına engel olmasalar:(

beenmaya dedi ki...

üzmez gibilerle gurur duyanlarda "utanma" hissiyatı var mıdır dersin. bence yoktur...

ultrANIL07 dedi ki...

Bu yüzdendir ki Penguen'in son sayısının kapağı çok güzel geldi bana. Bilmem gördünüz mü?

coffeé dedi ki...

@beenmaya,
peri maalesef... zaten utanma hissi olsaydı...

@ultrANIL07,
siz deyince baktım, iyi dokundurmuşlar..