Pages

7 Haziran 2009 Pazar

DO WAH DIDDY DIDDY


tam yedi gün çalmışız hazirandan. parlak bir güneş ve sıcak gözlerimi yakıyorken, aydınlık da içimi ferahlatmaya çalışıyor. içimde kendimce gurur meselesi haline getirmiş olduğum bir takım abuk ve sabuklukların sıkışıklığı var. kafam bekleyişlerle ve bekleyişlerin yanılmalarıyla dolu. beach boys söylüyor dinliyorum, neşelenemiyorum.

"ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım" değil mi turgut. ama benim şu sıra pek göğe bakasım yok, daha ziyade güneşe karşı işeme serzenişlerindeyim. güneşi de mecâz-ı mürsel yaparaktan işeme dolaylı tümleci yapmak biraz haksızlık olabilir ama şu an yapabileceğim bir şey yok.

masanın üzerinde bitmesi gereken tarih notları var. bu seneyle birlikte bu notları üçüncü kez hikayeleştirerek kafama yazmaya çalışıyorum. özer'in kuzeni ve eniştesini de başrol oyuncusu yaparak. bir de başka hikâyeler uydurabilsem.

insanların zekâlarıyla ufak oyunlar oynaması çok canımı sıkıyor. kelimeleri duygulandırmış gibi yaparak, gözlerine anlamlı bakışlar yüklemiş gibi yaparak... ve sürekli de bunlara şahitlik ediyor olmak ise daha da canımı sıkıyor. canımın çok sıkılası var şu sıra. sıkan sıkana.

görsel:http://www.piyalemadra.com/otherOF-1.html

2 yorum:

Nily dedi ki...

babaannem der ki, "sıkı can iyidir, çabuk çıkmaz". doğru diyormuş galiba, hala yaşadığıma göre:)) belki de başka bir züğürt tesellisi, kendi züğürde dönmüş bu dünya üzerinde..

sıksalar da canını sen yine de gülümse..
senden başka kim canım der ki, sıkının ortasında kalmış yüreğine..

coffeé dedi ki...

@nily,
:) annem ve teyzem de çok söylüyor o lafı :)

gülümsemekten başka çaremiz yok galiba :)