Pages

anlamsız:savaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anlamsız:savaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2009 Pazartesi

ne denir ????

hakikaten ne kadar sınırlar kalkmış ve biz dünyaca ne kadar da küreseliz. sokaklar boşalmıyor ve çığlıklar yükseliyor bu vahşet bitsin diye, onca yardımlar gönderilmeye çalışılıyor ve fakat ambargo iplemiyor kalkan sınırları. karadan ve havadan ölüsavıyor.

Fransa, Filistin'e insani yardım göndermek isteyince; İsrail'deki o ajan bozuntusu abla "insani yardımı gerektirecek bir durum yok" deyip; kılı çekivermişti tereyağından. O ajan bozuntusu ablanın da yakınlarının tepesine durup dururken iniverse misket bombaları o zaman mı farkedecekti insanlığın ne olduğunu???

çığlıklar, tepkiler devletlerin; devletlerüstü durumuna takılıyor ve ulaşamıyor çığlıklar.

savaş tdk'da "Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk" diye geçiyor. yani bir devletin silahlı kuvvetlerinin siviller üzerindeki katliamı değil. yani "bir yerin kralı ya da imparatoru; başka bir yerin kralına ya da imparatoruna küfür falan edince mi çıkıyor savaş ?" sorusunun olumsuz yanıtı. ancak yaşadığımız durum Karl Valentin'in bir oyununda babasına savaşı anlamaya çalışan çocuğun sorduğu sorudan farklı değil: "o başlattı"

sevgili beenmaya'nın mim'i üzerine döküldü yukarıdaki cümleler... ben de onunla aynı fikirde olduğum için, herkese gönderiyorum bu mimi.

8 Ocak 2009 Perşembe

2009'un ilk yazısı



2009'u 8 geçe dökülüyor parmaklarım bir yazı yazmak üzere. diyelim mi 2009'un ilk yazısı. 2009'un ilk günleri gibi parlak olmayan bir yazı.
b5'in deyimiyle film gibi savaş izlemek haberlerden... ve hiç bir şey gelmemesi elden. bireysel, burjuvazi anarşistlikler:"artık nescafe almayacağım" gibi...

durağanlıklarsa dökülüyor yüzümden. değişen hiç bir şey yok. kargalar ve martılar en değerli misafirlerim penceremin kenarında; solmaya başlayan pembe sümbül ise oda arkadaşım. onun haricindeki gündelikler muteber muteber yaylanmakta. içimde durağan durağan esen ferhangi bir rüzgar.

bandırma'yı soruyorum kendime. neresindeyim, içinde miyim diye. ses soluk çıkmıyor, ya da benim işime gelmeyen cevaplar veriyor.

beyoğlu;
-artık terket beni!
diyor ruhuma... burada büyüdüm, hayatım burada geçti... şimdi sanki;
-siktir git!
diyor bana beyoğlu.

(Karagöz İle Boşverinbeni, sf. 313)

28 Aralık 2008 Pazar


dünyaca yine israilin bir rezaleti, vahşeti, barbarlığı ile karşı karşıyayız.

19 Eylül 2008 Cuma

savaşın görünüşü bu. savaşın renkli resmi. ve herkes, kendi payına, savaşın savaşa benzeyebilmesi için elinden geleni yapıyor. hem de saygı duyarak. herkes, oyunu kuralına göre oynamaya çalışıyor. bakarsınız, belki o zaman savaş savaşa benzer.ve işte savaş savaşa benzesin diye, hiç bir erek gütmeden harcanıyor uçaklar. hiç kimse bu savaşın artık hiç bir şeye benzemediğini, hiç bir anlam taşımadığını, hiç bir şemaya uymadığını, ucunda kukla falan kalmamış ipleri büyük bir ciddilikle oynatmaya devam ettiğimizi itiraf edemiyor. kurmaylar hiç bir yere ulaşamıyacak emirleri büyük bir inanla gönderiyorlar. bizden, elde edilmesi olanaksız bilgiler isteniyor. hava kuvvetleri, kurmaylardan savaşın anlamını açıklamalarını isteyemez. hava kuvvetleri, gözlemleriyle, varsayımların doğru çıkıp çıkmadığını denetleyebilir ancak. ama artık varsayım da yok. ve gerçekte, elliye yakın keşif uçağından, artık hiç bir anlamı kalmamış savaşa bir anlam vermeleri isteniyor. iskambil falcısından istenen işler bekleniyor bizden.

diyor Exupéry, "savaş pilotu" adlı kitabında. savaş pilotu olan Exupéry içsesini anlatıyor.

ve biz de ölüme yolladığımız ve öldürdüğümüz insanları "şanlı tarih"imiz olarak anlatıp, çocuklarımızı gururla büyütüyoruz.




10 Ağustos 2008 Pazar

...



"Dünyanın her yerinde olduğu gibi Kafkaslardaki savaşın da en ağır bedelini siviller ödüyor" diye başlıyor radikal'de kafkasya'daki savaşı anlatan haber. saçma sapan sebeplerle binler göçüyor dünyadan.

birileri de düşünmeden hiçbir şeyi ilerliyor işte yıkarak, dökerek, öldürerek.