Pages

oruç aruoba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oruç aruoba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2010 Salı

bir gece yürüyorduk beraber...ben onunla yürümek istiyordum daha, o da adımlarını daha da hızlandırıp yolu bitirmek istiyordu... biraz daha adım atalım mı deseydim ben belki biraz daha yürürdü benimle. diyemedim. şimdi bu küçücük, anlık kırıntılardan kocaman boşluklar oluşuyor. bir çok şey havalanıyor, biz daha da ağırlaşırken, yere daha da sabitlenirken.

"hep sahici yaşamağa çalışarak, hep yalan yaşayacaksın
-yaşamağa çalıştığın her sahicilik,
hep bir yalan olarak çıkacak ortaya.

sahici yalanlar yaşayacaksın, hep.
yaşadıkların, hep sahiden, yalanlar
olacak.

yaşamın sahici bir yalan olacak
-sahiden bir yalan olacak
yaşamın"

dediği gibi oruç aruoba'nın...

"işte, yaşananlar alıp götürür yaşamını
-yaşamın da, budur işte:-
yaşamın, yaşadıklarındır
-yaşamaya "karar" verdiklerin,
ya da "yaşamak" "istedik"lerin değil..."

de ki işte, oruç aruoba

çizim: E. C.Escher- Still Life and Street

17 Haziran 2010 Perşembe

"tümceler"den tümceler


7.
dünya bana doğru dönüyor,
ama kimseyi yakınıma getirmiyor-
sadece güneşi alıp uzağıma götürüyor. (sf 12)

26.
güneşim kuzeyden dolaştı bugün
dalgalar rüzgarsızca vurdular kayalara
nasıl sessiz olduğunu anladım gürültünün
duygularım dönüşmüş hep anılara. (sf. 16)

27.
neyiz ki biz:-
rüzgar çoktan ters taraftan esmeğe başlamışken
kıyıya vuran gecikmiş dalgalardan başka...(sf. 16)

ORUÇ ARUOBA-"tümceler"kitabından...

fotoğraflar Ara Güler'e aittir.

24 Mayıs 2010 Pazartesi

oruç aruoba

"Yaşamında, yürüyüp yürüyüp, bir an durunca,
çevrene bakıp göreceksin ki, yürüyüşüne şu ya da bu
noktada katılmış, bir süre seninle birlikte yürümüş
kişilerden hiçbiri yok yanında:
Sen, bir an, “Buradayım” demek için durunca,
onlar, artık, “orada” olacaklar “buradayım artık” bile
demeyecekler sana, “orada”larından seslenerek…
“Burada”nda kimse bulunmayacak
“orada”ndan da kimse seslenmeyecek sana…"

yaşam, hep, birliktelik umutları -vermeyecek-
umduracak sana -sonra, onları alacak,
yalnızlık kuyusuna atıp, boğacak.
-o kuyudan da nasıl çıkabilirsin -ya da,
orada yaşamayı nasil öğrenebilirsin -
-allah bilir!...
-ki, "yaşamakta olman bile bir önyargıdır belki"...

15 Ocak 2010 Cuma

...
Neler, kimler -
çabaladığın, çırpındığın:
ne zamanlar, ne acılar -
ben - ben
dediğin?
 Ego, Oruç Aruoba

12 Şubat 2009 Perşembe

...


"kişinin yaşamının anlamı, huzurlu uyuduğunu bildiği bir kişinin varlığından yansır: onun, orada; şu anda, yanında olmasa da, rahat olduğunu bilmek...

böylece, kişinin yanında olmadığı zamanlarda bile, huzur da verebilir, anlamı, yaşamının, kişiye"

(olmayalı, oruç aruoba sf. 69)

10 Şubat 2009 Salı

-olmayalı-

Tümünü Yasla"kişinin yaşamının anlamı, sürekli, öteki-ilişkide olduğu-kişilere bağlıdır. ama bu bağlılığın çok çeşitli biçimleri vardır: kişi, yaşamına anlam veren ilişkilerine, etken ya da edilgen olarak girebilir-anlamı ya kendisi kuruyordur, ya da öteki(ler)... çok ender bir durum, ilişkideki iki kişinin, ikisinin birden, aynı zamanda hem etken hem de edilgen olmalarıdır: o durumda, iki kişinin, yaşamlarını anlamlandırma-anlamını kurma, yaratma, varetme-gücü, hem birleşir hem de ikiye katlanır: toplam güçleri-ikisinin de ayrı ayrı güçlerinin toplanı-her ikisi için de geçerli hâle gelir.
oysa, kişilerden birinin etken öbürünün edilgen-ve bunun hep, bir öyle bir öteki türlü değiştiği-ilişkilerde, tam tersi olur: kişilerden her birinin gücü, ötekinin kendi yaşamını anlamlandırma gücüne ketvurucu bir nitelik kazanır-karşılıklı olarak, birbirlerinin yaşamlarının anlamlarını zedelerler."

der Oruç Aruoba Olmayalı'nın 71. sayfasında. dediği gibi çok enderdir iki kişinin hayatlarını, kendilerini anlamlandırması birini diğerinden ayırmaksızın. ve maalesef ne çoktur ki kaygıların "anlamdan" başka şeyler olması. ilişki içinde "anlam".... ve yine maalesef ne çok ilişki vardır bu tek etken ve edilgenliğe hayran. bir de bir kalıp halinde sürerler önünüze: birinin alttan alması şart. birinin fedâkarlık yapması şart, birinin koşması şart... bu etken ve edilgenlik kendilerinde kalsa yine bir nebze iyi. çoğalırlar, ürünlerine aşılırlar tekli edilgenlik ve etkenlikleri. geometrik diziler halinde ilerler ve uzaklaşır bizden "anlam".

23 Temmuz 2008 Çarşamba



"Yola çıkacak kişinin aşması gereken
ilk ve en önemli engel,
kendi yerleşikliğidir :
kendi yeri
— kendisidir..."

8 Haziran 2007 Cuma

onarım...

bana getirilmişti.
kırdım. -nasıl oldu bilmiyorum: galiba sallantılı, dengesiz bir yere koymuşum, yeterince dikkat etmeden; sonra, ters bir hareket etmişim - düştü, kırıldı...
yeterince düşünmemiştim üzerinde, demek.
elimdeki, artık, birkaç iri parça ile birsürü ufacığıydı; bazısı, neredeyse, kırıntı, kıymık - öyle, dağılmış duruyordu...
tek tek bir yere topladım hepsini: yokolmamalıydı.
gittim, uygun bir zamk aldım.
geldim, hepsini bir kağıt üzerinde düzenleyerek, biraraya getirmeğe başladım: şu parça, buna uyuyor-mu; ya, bu, şuna...
zamanla, parçaların kopma noktalarındaki dokularının; ve zamkın, tutma ve yapıştırma niteliklerini, öğrendim.
bazı parçalarsa yapıştırılamayacak kadar ufaktı; onların bulunmaları gereken yerlerde boşluklar oluştu.
tek tek yapıştırdım, yapıştırabildiklerimi. çok uğraştım.
sonunda ortaya aslının eğri-büğrü bir simgesi gibi bir şey çıktı.

dikkatsizlik ederek düşürüp kırdığın - sevdiğin kişinin izlerini taşıyan; senin için değerli- bir nesneyi, parçalarını tek tek toplayıp, dikkatle -saatlerce uğraşarak- özel olarak aldığın zamkla yapıştırıp, ortaya, orası burası eksik-gedik, yamru-yumru bir şey çıkar- ama eskisinden de daha değerlidir artık; çünkü, şimdi, senin izlerini de taşıyordur.

başka bir şey yapamazdım.