Pages

30 Ocak 2008 Çarşamba

özlem...




music player
I made this music player at MyFlashFetish.com.


Şimdi uzaklardasın
Canım arkadaşım
Arıyorum hep seni
Kulaklarımda sesin
Arıyorum seni

Sizin evinize çoktan
Başkaları taşındı
Hala gözlerim arar
Seni o camlarda
Gözlerim arar

Yanımda olduğunda
Kucaklardım dünyayı
Her gün öncekinden de fazla
Bağlanırdım hayata

Günün ilk ışığıyla
Ve çoban yıldızıyla
Sesimi göndersem gökyüzüne
Ulaşır sana mutlaka

Şimdi uzaklardasın
Canım arkadaşım
Arıyorum hep seni
Kulaklarımda sesin
Özlüyorum seni

Yaz yağmurları gibi
Geçip gittin sessizce
Hala gözlerim arar
Seni sokaklarda
Gözlerim arar

sessizlik...



şu sıralar pek sesim çıkmasa da parça parça çok şey geçiyor aklımdan. özellikle bandırma ya geldiğimden beri... bir yerlere bazı izler bırakmış oluyorsunuz; ya bilerek ya da hiç farketmeyerek. bu izler sizden, sizin olan şeyler.. ve hiç ummadığınız anda sarıveriyor yüreğinizi... bu şarkı gibi...


music player
I made this music player at MyFlashFetish.com.


Dönmek, mümkün mü artık dönmek
Onca yollardan sonra
Yeniden yollara düşmek

Neresi sıla bize, neresi gurbet

Al bizi koynuna ipek yolları
Üstümüzden geçiyor gökkuşağı
Sevdalı bulutlar, uçan halılar
Uzak değil dünyanın kapıları
Neresi sıla bize, neresi gurbet
Yollar bize memleket

Gitmek, mümkün mü artık gitmek
Onca yollardan sonra
Yeniden yollara düşmek

Neresi sıla bize, neresi gurbet

Rakılı akşamlar, gün batımları
Çocuk gibi ağlar yaz sarhoşları
Olmamış yaşamlar, eksik yarınlar
Hatırlatır herşey eski aşkları
Neresi sıla bize, neresi gurbet
Yollar bize memleket...

fotoğraf biciğim'e aittir..

...

bir durgunluktur, bir sessizliktir... ben de nedenini pek bilmiyorum açıkçası... dönemseldir diyorum, öyledir diyorum, böyledir diyorum geçiştiriyorum. pek fazla da düşünmek istemiyorum. balkondan denize bakıyorum, bir taraftan öbür tarafa şahlanıyor dalgalar; mavilikte silinip gidiyor beyaz köpükler... kış gelmiş....

Suskunlar'a başladım. İhsan Oktay Anar alıp götürüyor yine.. yavaş yavaş akıyor güzel kelimeleri, cümleleri içime.. iyi ki var o... özellikle arka kapağındaki yazı çok güzel..





"Eflâtun rengi hayaller kuran bir “suskun”un sözleridir, bu roman. İşittiğini gören, gördüğünü dinleyen, dinlediğini sessizliğin büyüsüyle sırlayan ve tüm bunların görkemini hikâye eden bir adamın alçakgönüllü dünyasına misafir olacaksınız, satırlar akıp giderken. O ise, muzip bir tebessümle size eşlik edecek, sessizce... Sayfaları birer birer tüketirken, benzersiz erguvanî düşlerin “gerçekliği”nde semâ edeceksiniz ve bu düşlerden âdeta başınız dönecek. Hayat kadar gerçek, düş kadar inanılmaz bu dünyanın tüm kahramanlarının seslerini duyacak, nefeslerini hissedeceksiniz. Çünkü Suskunlar, sessizliğin olduğu kadar, seslerin ve sözlerin, yani musikînin romanıdır. Sonsuzluğun derin sessizliğinin “nefesini üfleyen” ve ona “can veren” bir adamın hayallerinin ete kemiğe bürünmüş kahramanları, en az sizler kadar gerçektir; ya da siz, en az onlar kadar bir düş ürünü... Bağdasar, Kirkor, Dâvut, Kalın Musa, İbrahim Dede Efendi, Rafael, Tağut, Veysel Bey ve diğerleri... Onlar, sessizliğin evreninden İhsan Oktay Anar’ın düş dünyasına duhûl ederek suskunluklarını bozmuşlardır. Bir meczûp aşkı tattı, bir âşıksa aşkına şarkılar yazıp ruhunu maviyle bezedi; diğeri, kaybolduğu dünyada bir sesin peşine düşerek kendini buldu. Nevâ, belki de, herkesin âşık olduğu bir kadının pür hayâliydi. Hayâlet avcısı, kendi ruhunu yakalamaya çalıştı. Zâhir ve Bâtın ise, zıtlıkların muhteşem birliğinde denge bulan iki ayrı gücün cisimleşmiş hâliydi. Suskunlar’ı okuduktan sonra aynaya bakmak, yansıyan aksinizde gerçeği görmek, gördüğünüzü işitmek ve duyduklarınızla sağırlaşıp susmak isteyeceksiniz. Sayfalar tükenip bittiğinde, kim bilir, belki de “suskunlar”dan biri olacaksınız…"

29 Ocak 2008 Salı

...



öyle bir tılsım ki bu.. senin yüreğinden kilometreleri yenip gelen... içimdeki ağırlığı üfleyen... birçok somutluğu -uzaklık gibi- yalanlayan, meydan okuyan.

inip inip bakıyorum vazoya.. herbir renge gülüşün konmuş sanki... yaşam yapraklara kayıyormuş gibi..

daha söylenecek ve yazılacak çok çok şeyler vardır.. dökülemeyen şu an.. gözlerime baksan anlarsın :)

çok seviyorum seni...



music player
I made this music player at MyFlashFetish.com.



Ben gidersem, ruhum sen kal dünyada
Sirlarimi sakin asikar etme

Zar olsan da kaybolsan bir sevdada
Istemem benim gibi aci çekme


Her derdime ortak bir tek sen oldun
Benim gibi sen de sararip soldun

Yillar boyu kalbime sirdas sen oldun
Istemem benim gibi aci çekme


Görmesen de sana yakin bir yerdeyim
Ayni sevda, ayni dudak, ayni tendeyim

Kadehinde, sigaranda, gecendeyim
Istemem benim gibi aci çekme

Aci çekme, aci çekme

28 Ocak 2008 Pazartesi

C'est la vie




music player
I made this music player at MyFlashFetish.com.


Do you love
And then how am I to know
If you don't let your love show for me
C'est la vie.

Oh, oh, c'est la vie.
Oh, oh, c'est la vie.
Who knows, who cares for me...
C'est la vie.

In the night
Do you light a lover's fire
Do the ashes of desire for you remain.

Like the sea
There's a love too deep to show
Took a storm before my love flowed for you
C'est la vie

Oh, oh, c'est la vie.
Oh, oh, c'est la vie.
Who knows, who cares for me...
C'est la vie.

Like a song
Out of tune and out of time
All I needed was a rhyme for you
C'est la vie.

Do you give
Do you live from day to day
Is there no song I can play for you
C'est la vie.


Oh, oh, c'est la vie.
Oh, oh, c'est la vie.
Who knows, who cares for me...
C'est la vie.

27 Ocak 2008 Pazar

İplerin Kopuşu



uzun zamandır aklımdaydı bu post. bir türlü fırsat bulup da basamamıştım. sizlerle paylaşmak istediğim 1 albüm var.

bunlardan birincisi Mehmet Güreli-İplerin Kopuşu. Mehmet Güreli ile tanışmam Kent Ozanları albümünde daha önceden Zuhal Olcay'ın yorumlamış olduğu, Hayyam'ın dizelerinden "Kimse Bilmez" ile olmuştu.

Mehmet Güreli ticari amaç gütmeyen, çok güzel müzik yapan birisi. İplerin Kopuşu da 2007 yılında çıkarmış olduğu son albümü.. daha önceki albümlerine de depar sayesinde bakma fırsatım oldu. hepsi birbirinden enfes.

bu albümü dinlemeye başlarken daha önce de koyduğum "Umrumda" ile başlıyorum ben. içimden geçenler ahengleşiyor gibi geliyor.. yanılgılarımla yüzleştiriyor beni gibi geliyor. ve albün isim parçası olan "iplerin kopuşu" ise başka bir lezzet. özellikle akordeon ve mehmet güreli'nin sesi çok güzel bir bileşim oluşturuyor.albümdeki şarkılar ise şöyle:

01 - Yalan
02 - Giderim Dersem
03 - Deli Gözler
04 - Umrumda
05 - Dogu Rüzgari
06 - Herseye Ragmen
07 - Günesli Bahçe
08 - Iplerin Kopusu
09 - Nereye Kadar
10 - Ekvator
11 - Savrulan Küller
12 - Nadine
13 - Yolculuk

ve karşınızda kimse bilmez, umrumda ve iplerin kopuşu..


music player
I made this music player at MyFlashFetish.com. More colors.

23 Ocak 2008 Çarşamba

deniz de içim de kıpırtısız...


yaşam dinginleşiyor bu binaların arasından denizi gören odamda.. bu evde bana ait hiçbir şeyin kalmadığına kendimi çok inandırmışım... ama öyle değilmiş. varmış biraz da olsa...

20 Ocak 2008 Pazar

pazar pazar


bugün içimde tuhaf bir coşku ve sıcaklık var pazar olmasına rağmen.. beni tanıyanlar bilir; pazarları pek hazzetmem.. ama sanırım güneşin sıcaklığı dokunuyor içime...
şu sıra sıkı ders çalışmam gerekiyor. ama bu hafta hiç çalışmadım ben.. ama bugün masaya içim bir ferahlıkla oturuyorum.. tahtaya mı vursak? :)
bunda Bach'ın da etkisini yadsımamalıyız tabi:)

15 Ocak 2008 Salı

bandırma'dan nağmeler


Bugün sahile indim ben. Geldiğimden beri inmemiştim… değişmiş dokusu ve kokusuyla açtı kollarını yine.. hava kapalıydı, yumuşaktı… birden burnuma yağmur düşmeye başladı ve bir de denizin koyu kokusu..
Bandırma doğduğum büyüdüğüm yer olması dışında daha farklı bir yere sahiptir benim için.. tüm coşkunlukların ilkini burada tatmamdandır bu da. Bu konuda Erhan Güleryüz’ün Büyükçekmece için yazdığı birkaç satır vardı… orada yazılanlar galiba daha çok..

"Ben burada büyümeseydim,
bu gölde tutmasaydım ilk kaya balığını
ve bu denizde yüzmeseydim ilk defa.
İlk aşkımı burada yaşamasaydım ilkokul üçte...
Soğuk kış günlerinde üşümeseydim kumsalında.
İlk yumruğu vurmasaydım okul önünde
ve yokluğu öğrenmeseydim yazlıkçılar gidince.
Kürdü, Lazı, Çingeneyi,
Göçmeni burada tanımasaydım.
İlk darbukayı çalmasaydım o sünnet düğününde.
İlk sigara, ilk bira, ilk sevda,
ilk, ilk, ilk, ilk...
İlk burada ağlamasaydım bana neydi Çekmece'den."diye..

---bizden kalan bir şey var mı diye baktım kayalara, denize… geç olmuş galiba..—

size Mehmet Güreli’nin"İplerin Kopuşu" albümünden iki şarkı…


music player
I made this music player at MyFlashFetish.com.

13 Ocak 2008 Pazar

...

içimde bir sıkışıklık var.. belirsizlik, bekleyiş ve sabırsızlığın kesişiminden oluşan bir sıkışıklık... ne istediğini hala bilmemek güç.. hem de çok güç.. onlar seviniyorlar.. ama ben çok dışında hissediyorum kendimi birşeylerin... haketmiyorum gibi gelyor.. herşey bir karmaşaymış gibi geliyor... uzaktan bakmak istiyorum çoğu şeye.. hayallerindeki insan olamıyor insan gerçekle çarpışınca... ve kendini tanıyamamak, tanıyamamış olmak da çabası.. sular hızlı geri çekiliyor içimde, bıraktıkları arasından ise iyi şeyleri ayıklayamıyorum ben şu sıra... ha bire kafamda abimin gülüşü var. bunun dışına çıkıp da bakamıyorum... kafam çok karışık... hem de çok..

6 Ocak 2008 Pazar

sf 64


Bir gün geri dönmeye karar verdi. Arkadaşı Sullivan seni çok özleyeceğiz dedi. Utan Sully diye cevap verdi Jonathan. Şimdiye kadar öğrendiklerimizi unutmuş gibi görünüyorsun. Eğer bizim arkadaşlığımız zaman ve mesafe ile sınırlı ise o yok demektir. Biz zaman ve mesafe ile sınırlı olmayanı yaşıyoruz. Mesafeyi yenince biz hep aynı yerdeyiz. Zamanı yenince hep aynı anın içindeyiz. Böylece hep beraber olabileceğimizi düşünmedin mi? Martı Sullivan güldü " Seni deli kuş " dedi, şefkatle, eğer yerdeki birine binlerce kilometre uzağını gösterecek birisi çıkarsa o da sen olacaksın.



music player
I made this music player at MyFlashFetish.com.

5 Ocak 2008 Cumartesi

uzun zaman sonra...


bandırma'da olmak... hasta olmama rağmen huzurlu, dingin olmak...
deniz kokusu mu?
annemin gülüşü mü?
çocukların elleri mi?

artık tamir etme imkanı olmadığına inanmaya başladığım için veri kabul etmeye başladığım o ile de aramızda bir sıcaklık doğmaya başlıyor... sanki...

huzurluyum.... galiba.. uzun zamandır beklediğim huzur....