Pages

26 Şubat 2008 Salı

--yaşayınca anladım--

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...

Can Yücel

24 Şubat 2008 Pazar

Orhan Veli zamanı...

güneş içime doluyor, denizin mavisi çok güzel görünüyor...



Beni bu güzel havalar mahvetti,

Böyle havada istifa ettim

Evkaftaki memuriyetimden.

Tütüne böyle havada alıştım,

Böyle havada aşık oldum;

Eve ekmekle tuz götürmeyi

Böyle havalarda unuttum;

Şiir yazma hastalığım

Hep böyle havalarda nüksetti;

Beni bu güzel havalar mahvetti.

Aşk Üzerine...


össlem gönderdiğinde defalarca okumuştum.. ne kadar da ihtiyacım varmış...

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.

Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...



Nazım HİKMET

22 Şubat 2008 Cuma

yeniden ve her daim...

ama bilmek ve şahit olmak en büyük mutluluktur . macera ise büyük bir ibadettir; çünkü o'nun eserini tanımanın başka bir yolu olduğunu görebilmiş degilim. kendi payıma ben, dünyayı rüyalarımla keşfetmeye çalıştım. bu, yeterince cesur olmadığımın bir göstergesi olabilir. aynı hatayı senin de yapmana yolaçmak istemiyorum. sana izin veriyorum, git. git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta, bu babanın çekmeye cesaret edemediği acıları çek. dünyadan ve onun binbir halinden korkma'".
(Puslu Kıtalar Atlası s.54-55)

İncirik seni çok özledim kızım :)

:)

21 Şubat 2008 Perşembe

Panermos'ta bir gün..


Panermos...ah Panermos...

belediye başkanının limanda yaptığı regülasyonu pek hazzetmediğimden inmiyordum limana... bugün indim.. sıcacık bir güneş, insanlar ve yavru martılar. Martılar, uçmayı, rüzgarı ve deniz kokusunu öğreniyorlardı. izledim baya bir.. zaman çok hızlı geçiyor. önceden limana indiğimde, tanıdık simalar olurdu.. şimdi pek fazla yok.. ya kıştan, ya da kalmadığından.. ama iyi geldi.. uzun uzun oturdum taşlarda, annemin üşüyeceksin telkinlerinden uzak ve bağımsız bir şekilde(duymasın, kızabilir :) )

"Esaretin Bedeli"nde "müziğin en güzel tarafi, onu sizden kimsenin alamamasıdır.. çünkü müzik burda" bu replik çok hoşuma gitmişti. bugün müzik yanımdaydı...



Şevval Sam --Sek--



güneş odama gelmiş, hoş gelmiş:)
sabahın keyifsizliği gider gibi oldu, içimdeki sıkıntıyı eritiyor sanki bu ışık... hep aynı ve sonucu uzun vadeye taşınmış pratikler yapmaya çalışmak daha da yorucu galiba; özellikle de mecburiyet girince daha da çekilmez oluyor..

ama bunların dışında da.... güzel müzik bir nevi ilaç gibi... össlem geçenlerde bu şarkıyı göndermişti... Şevval Sam'ın "Sek" albümü... şu sıralar iyi gidiyor.. bu albümü ankaradayken öyle bir bakmıştık ama pek hoşumuza gitmemişti, günümüzde değildik galiba :) Şevval Sam'ın sesi yakışmış çok şarkılara..


ve benim favorilerim :)


17 Şubat 2008 Pazar

...



şu sıralar kendi yolumuzda gitmeye çalışırken; bizi duraklatan, yönümüzü şaşırtır gibi yapan engeller çıkıyor.. kendi içimizdeki dünya, dışarıdaki dünya aradaki dengeyi kurmak öyle güç oluyor ki..

boş ve anlamsız gibi....

16 Şubat 2008 Cumartesi

kağıt mendil



çocuklar gitti az önce... bir aile olmayalı ya da aile olmaya çalışalı epey zaman geçmiş ama biraz da olsun başarılmış galiba :)

şimdiyse mutlu bir sessizlik var onların ardından..

benim kulağımda Esmeray... sesi öyle güzel ki.. alıp götürüyor böyle bir yerlere.. albüm biraz pop ama çok güzel.. malum ne varsa eskilerde var...


15 Şubat 2008 Cuma

Yaşam Bilgeliği Üzeine Aforizmalar



kendi kendine yetmek, kendi kendisi için herşey olmak ve tüm varlığımı kendimde taşıyorum diyebilmek, elbette mutluluğumuz için en yararlı özelliktir. Aristoteles'in "mutluluk, yetinmeyi bilenlerindir." sözünün çok sık yinelenemeyişi bu yüzdendir. çünkü hem insan, belli bir kesinlikle kendinden başka kimseye güvenemez ve hem de toplumun beraberinde getirdiği sıkıntılar ve dezavantajlar, tehlike ve can sıkıntısı, ölçüsüzdür ve kaçınılmazdır.

mutluluğa ulaşmak için büyük bir çevrede, zevk ve sefa içinde yaşamaktan daha yanlış bir yol yoktur: çünkü bu yol sefil varlığımızı zevk, haz ve eğlencenin bir sonucuna dönüştürür, bu durumda hayal kırıklığı da eksik olamaz; birbirine karşılıklı yalan söylemek de bu yaşama zorunlu olarak eşlik eder.**

--------------------------------------------------------------------------------------------

**bedenimiz nasıl giysilerle örtülüyse, zihnimiz de yalanlarla örtülüdür. konuşmalarımız, edimlerimiz, tüm varlığımız yalancıdır. ancak bu örtünün içinden geçerek, ara sıra gerçek zihniyetimize ulaşılabilir, tıpkı bedenimizin biçimine giysilerin ardında ulaşılması gibi.

14 Şubat 2008 Perşembe

Ah Marmara



Ben bir Ayten'dir tutturmuşum oh ne iyi
Ayten'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel

Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin

Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor

Şarkılar söylüyorum
Şiirler yazıyorum
Ayten üstüne
Saatim her zaman Ayten'e beş var

Ya da Ayten'i beş geçiyor

Ne yana baksam gördüğüm o

Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor

Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz

Günlerden Aytenertesidir

Odur gün gün beni yaşatan

Onun kokusu sarmıştır sokakları

Onun gözleridir şafakta gördüğüm

Akşam kızıllığında onun dudakları
Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
Ayten'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz

Bir kadehte sizinle içeriz Ayten'li İki laf ederiz
Onu siz de seversiniz benim gibi
Ama yağma yok
Ayten'i size bırakmam
Alın tek kat elbisemi size vereyim

Cebimde bir on liram var

Onu da alın gerekirse
Ben Ayten'i düşünürüm, üşümem
Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar

Parasızlık da bir şey mi
Ölüm bile kötü değil
Aytensizlik kadar
Ona uğramayan gemiler batsın

Ondan geçmeyen trenler devrilsin

Onu sevmeyen yürek taş kesilsin

Kapansın onu görmeyen gözler
Onu övmeyen diller kurusun
İki kere iki dört elde var Ayten
Bundan böyle dünyada
Aşkın adı Ayten olsun


ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

9 Şubat 2008 Cumartesi



bugün rügarlı ve dalgalı burası...

ve bir beşikte sallanıyor ruhum....


music player
I made this music player at MyFlashFetish.com.




Can ellerinden gelmişem
Fani mekanı neylerem
Ol mülke meylim salmışam
Ben bu neylerem

Aşkın şarabın içmişem
Dİl gülşenine göçmüşem
Ben varlığımdan geçmişem
Nam-u nişanı neylerem

Hakkı cemii halk eden
Müstağniyem billahi ben
Hallaki alem var iken
Halk-i zamani neylerem


"Sağ Nefesim Yol Gösterene Olsun"

8 Şubat 2008 Cuma

mimlenmişim :)

bir beş günlüğüne kaçtık buralardan annemle... köyümüze gittik, babamızın doğup büyüdüğü yere.. fotoğraf makinesinin azizliğine uğramamış olsaydım; birkaç kare koyardım buraya ama acemilik :(

sevgili Merush beni mimlemiş :) özellikle kafamın şu sıra epey karışık olduğu bir konuda:

olmasını istediğim makul ve mantıksız şeyler ile bir daha dünyaya gelsem ne istedirdim? dedim gibi şu sıra bu konu hakkında kafam çok karışık.. çünkü hayatımı nasıl idame ettirebileceğim ve nasıl bir gidişatta yol alacağına dair karar vermeye çalışıyorken...

"keşke" lafı pek hazzettiğim bir kelime değil... ama duygularıma yenilip çook "keşke" demek zorunda kaldığımı itiraf etmek isterim.. ama bu koşullarda yeniden dünyaya gelsem...

  • kesinlikle turist rehperi olurdum.
  • akordeon çalmayı çok istemiştim bir sıra.. unutmuş gibi görünsem de hala istiyorum. para biriktirip alırdım..
  • chris isaak'ı capcanlı dinlemek isterdim.. (ne alakaysa, geçen gece rüyamda öldüğünü gördüm ve çok üzüldüm)
  • erhan'la hayata dair konuşmak isterdim... ve yanında susmak isterdim...
  • beni kucaklamayan o şehire alışmak yerine güzelleştirmeye çalışmak isterdim...
  • a bir de, bazı şeylerde uzatmaları oynamak yerine, sonuca razı olup haytıma devam etmiş olmayı isterdim..
benim aklıma gelenler şimdilik bu kadar.. baya zor bir mimleme oldu benim için :))

ben de bu konuda sevgili Tulip'i, özgür'ü, TD'yi ve B5'i mimliyorum :)