Pages

13 Eylül 2008 Cumartesi

gök, bulut, su

senin bardağına koyduğum su
o suyun rengi başkadır
tut ki Iğdır düzlerinde bir çadır
Sivas yöresinden bir ölüm
ya da kaçak bir Bitlis cigarası
çünkü o göğün ve bulutun
birlikte uykusudur

seni ilk haziranda görmüştüm
şapka giymemiştin çünkü yazdı
zaten hiç giymezdin belki de
kimin dünyayı görecek hali vardı oysa
sokaklar mavilik demetleri şunlar bunlar
şunlar bunlar diyorsam unutulmaz şeylerdi ha
örneğin çiçekti herşeyin ilk
yarısı
ellerim ceplerime gitti durup dururken
yani herkesin aşk aşk dediği buysa

şarkı bile söyleyebilirdim bir
tavanarasında
çocuk gözlerindeki
şaşkınlığı tadarak
yani ancak günlerce koşarsam duyabilirdim
aramızda ne varsa
kıyıya bile inerdim anlıyor musun bir
cuma günü
kıyıya inmeye hiç alışkın
olmadan
bütün kurda kuşa börtü böceğe bir bir
bakarak

şimdi senin bardağına koyduğum su
var ya
bu suyun rengi başkadır
ben ne soğuk demirciyim ne terzi kalfası
ne marangoz ne bir gemi tayfası
istedim olamadım o başka
yani ne bulut ne gök ne çadır ve ölüm
ellerimin rengi biraz kırmızı da
galiba ondan

TURGUT UYAR

2 yorum:

Tuana dedi ki...

İkinci yeniler bir başka işte...
Üstad Cemal Süreya'nın Turgut Uyar'a yazdığı şiir geldi birden aklıma, yazmak istedim;

''Ak odada oturur
Kapısı penceresinden çok

Gözlerinde yıldızlar
Serin yerde durur

Bir elinde kadeh
Öbürünü yarasına bastırır

İnşaattan ses gelir
Bir şeyi okşar gibidir

Uzanıp durmuş mahcup
Işığagöçerin şarkısı

Dönülmez dizeler içinde
Onunkiler gülaçılır

Öldüğü gün
Hepimizi işten attılar.''

Sevgiler...

coffeé dedi ki...

hoşgeldin Tuana..
dediğin gibi onlar daha başka hakikaten.. tekrar görüşmek üzere, paylaşımın için çoook kocaman teşekkür