Pages

27 Haziran 2007 Çarşamba

--kofrası yanmış bireyden nağmeler--

öyle bir haldir ki her haliniz ve hareketiniz çelişki içindedir..
balkonda oturup saksağanlara söversiniz.
banyodaki ha bire yamulan klozet kapağına söylenir; evle ilgilenmediği için ev sahibinize söversiniz,
daha sonra hiç düşünmediğiniz istediklerinizi yapmak için halde vaktinde uğraşmayıp , bu aptal kpss sürecinde kasım kasım kasıldığınız için bir de kendinize söverseniz...
ama üç güzel muhtemel şeyi de düşlersiniz:
  1. aylak madam'da 3 bira içmek,
  2. tüm gün sınırsızca müzik dinlemek,
  3. fasıla gidip rakı içmek,
  4. uyandığınızda da kafanızda uçuşan perdeyle beraber içeriye deniz kokusunun dolması...

hem vazgecip hem sectiklerimle yepyeni bir dünya kursam
hem isteyip de hem yapmadigim hayallerim gercek olsa
evli olup bekar kalsam
calismadan zengin olsam
cok yiyerek zayiflasam
sevgilimden ayrilmadan her gün yeni ask yasasam
gizli olsa
herkes bilse

bana hep bana bana hep bana bana hep bana

istemeden sectiklerim
ne isim var burda benim
ben aslinda caz severim
cok yasasam
yaslanmasam
estetiksiz güzel olsam
olgunlasip cocuk kalsam

13 Haziran 2007 Çarşamba

---------------

össlem'le bizim ortak yönümüz "yapmayacağım" dediğimiz şeylerin ardından hemen o şeyleri yapmamız oluyor galiba.. daha dün ve bir kaç gün öncesinde yok uzun uzun yazamıyorum falan diye burada ötmüştüm, ama baya bir taşar halde klavyeyi tıkırdatıyorum..

insan bazen bildiği güzel şeyleri farketmiyor.. yani farketse aslında ne kadar da mutlu olacağını düşünemiyor... öyle bir gündü bugün benim için... 7 yıllık bir hikaye tamamen bitti... --aslında çoktan olması gerekiyordu-- ama bazen birşeyler bazı lüzumsuz insanlarca belirlenmek zorunda olduğundan, hayatın adaletini sorguluyor buluyoruz kendimizi....

bugün ben bunları düşünmek istemiyorum... belki yanlış anlaşılabilir, ya da şımarıklık gibi gelebilir ama ben bugün içimden hep bunu dedim: BEN ÇOK ŞANSLIYIM!!!!!

insanın üç ailesinin olması çok güzel birşey biliyor musunuz? kardeşlik, dostluk, ve çok daha fazlası için sana , özer'e, özgür'e, cerrreeeenn'e, tuba'ya, esat'a,fatih'e, şükrü abi'ye, suna'ya, esra'ya , musa hocama, sinan hocama, oğuz ve kadri abi'ye çok ama çok kocaman teşekkür :)))

8 Haziran 2007 Cuma

onarım...

bana getirilmişti.
kırdım. -nasıl oldu bilmiyorum: galiba sallantılı, dengesiz bir yere koymuşum, yeterince dikkat etmeden; sonra, ters bir hareket etmişim - düştü, kırıldı...
yeterince düşünmemiştim üzerinde, demek.
elimdeki, artık, birkaç iri parça ile birsürü ufacığıydı; bazısı, neredeyse, kırıntı, kıymık - öyle, dağılmış duruyordu...
tek tek bir yere topladım hepsini: yokolmamalıydı.
gittim, uygun bir zamk aldım.
geldim, hepsini bir kağıt üzerinde düzenleyerek, biraraya getirmeğe başladım: şu parça, buna uyuyor-mu; ya, bu, şuna...
zamanla, parçaların kopma noktalarındaki dokularının; ve zamkın, tutma ve yapıştırma niteliklerini, öğrendim.
bazı parçalarsa yapıştırılamayacak kadar ufaktı; onların bulunmaları gereken yerlerde boşluklar oluştu.
tek tek yapıştırdım, yapıştırabildiklerimi. çok uğraştım.
sonunda ortaya aslının eğri-büğrü bir simgesi gibi bir şey çıktı.

dikkatsizlik ederek düşürüp kırdığın - sevdiğin kişinin izlerini taşıyan; senin için değerli- bir nesneyi, parçalarını tek tek toplayıp, dikkatle -saatlerce uğraşarak- özel olarak aldığın zamkla yapıştırıp, ortaya, orası burası eksik-gedik, yamru-yumru bir şey çıkar- ama eskisinden de daha değerlidir artık; çünkü, şimdi, senin izlerini de taşıyordur.

başka bir şey yapamazdım.

--kent--

"kent dedin "bir başka ülkeye, bir başka denize gideceğim.
bundan daha iyi başka bir kent bulunur elbet.

yazgıdır yakama yapışır neye kalkışsam;

ve yüreğim gömülü bir ceset sanki.

aklım daha nice kalacak bu çorak ülkede.

nereye çevirsem gözlerimi,
nereye baksam
hayatımın kayıp yıkıntıları çıkıyor karşıma,
yıllarıma kıydığım, boşa harcadığım.
yeni ülkeler bulamayacaksin, başka denizler bulamayacaksin.
bu kent peşini birakmayacak.
ayni sokaklarda
dolaşacaksın.
ayni mahallede yaşlanacaksın;

ayni evlerde kır düşecek saçlarına.

bu kenttir gidip göreceğin yer.
bir başkasını umma
bir gemi yok, bir yol yok sana.
değil mi ki, hayatına kıydın burada
bu küçücük köşede,
ona kıydın demektir bütün dünyada.
"