Şimdi kılıksızım, fakat borçlarımı ödedikten sonra ihtimal bir kat da yeni esvabım olacak ve ihtimal sen yine beni sevmeyeceksin. bununla beraber pazar akşamları sizin mahalleden geçerken, süslenmiş olarak, zannediyor musun ki ben de sana şimdiki kadar kıymet vereceğim ?
Yüzünü Dökme Küçük Kız Bırak Üzülmeyi Yalnız Senmisin Bir Düşün Unutan Sevilmeyi
Her Siyahın Bir Beyazı Gecelerin Gündüzüde Vardır
Yüzünü Dökme Küçük Kız Kızma Onlara Yalnız Senmisin Bir Düşün Zincir Oranda Buranda Her Tutsağın Bir Kaçışı Uykunun Uyanışıda Vardır
Yüzünü Dökme Küçük Kız Yaşamın Anlamını Bul Sonra Dinle Kendini Yolunu Bil
Her Siyahın Bir Beyazı Gecelerin Gündüzüde Vardır
---------------------------------------
Hep Küçük Şeyler Bizi Usandıran Küçük Şeyler Bizi Utandıran Hep Küçük Şeyler Küçük Şeyler Bizi Yarıştıran Küçük Şeyler Bizi Uzlaştıran Küçük Şeyler Hepsi de Küçücük Şeyler Bizi Yönlendiren, Sevindiren, Düşündüren
Hep Kısa Anlar, Mutluluklar Hayal Görür Uzun Zamanlar Hep Kısa Anlar Karar Verdiğimiz Sonra Günler Boyu Neden Diye Düşündüğümüz Kısa Anlar Hepside Kısacık Anlar Bizi Yönlendiren, Sevindiren, Düşündüren
Hep Büyük Düşler, Büyük Düşler Peşinde Koştuğumuz Sonra Nerdeyiz Diye İçinde Kayvbolduğumuz Hep Büyük Düşler Elimle Tutamadığım Hiç Görmediğim, Yaşamadığım Büyük Düşler Hepsi de Küçücük Şeyler Bizi Yönlendiren, Sevindiren, Düşündüren
Hep Küçük Şeyler Bizi Savaştıran Küçük Şeyler Bizi Barıştıran Hep Küçük Şeyler Seni Sevdiğim Küçük Şeyler Seni Üzdüğüm Küçük Şeyler Hepsi Minicik Şeyler Bizi Yönlendiren, Sevindiren, Düşündüren
şu sıralar çok değişken ve dengesiz bir halim var.. saatim saatimi tutmuyor.. denize bakıyorum, civcivlerle oynuyorum, geyiklerim var mesela ama... ama işte...
çaresi yok geçmesini beklemekten başka...
Ne yürüdük sokaklarda yan yana Ne dolastik avare Ayni yerde uyumadik uyanmadik Hiç bir gün hiç bir kere Olmadi olamadi
Hayat güzelmis Çiçek açarmis Dünya dönermis Kuslar uçarmis Falan Filan
Ne günese uzandik yan yana Ne yagmurda islandik Bir vapura atlayip Bir sabah hiç gittik mi bir yere Olmadi olamadi
Hayat güzelmis Günes dogarmis Gemiler geçermis Yagmur yagarmis Utanmadan
15 nisan 2008. günlerden de salı. sağımda deniz, karşımda bulutlar, tepemde güneş ve martılar, kulağımda Bach: BWV 1062,allegro, burnumda baharla anlaşmış deniz kokusu, tüm bedenimde ise coşkulu bir dinginlik var. bana uyan bir şekilde gayet çelişkili yani :) soruyorum kendime:
-ey kendim, mutlu muyum? -mutluyum valla
baharı bandırma'da yaşamak çok güzel. hafif bir esintiyle, karışıyor deniz... çarşaf gibi değil de ufak ufak dans ediyor ahengli. baharı izlemeye 10 gün sonra Ankara'da devam edecek olmam da umrumda değil. hani "carpe diem" demiş ya şair. tüm mavileri içselleştirmeye çalışıyorum.
Pekineller harika. bu suiti çok güzel çalıyorlar. sanki Bach yanlarındaymış gibi. Bach kardeş baharda mı yapıyormuş ki bestelerini? ne hissediyormuş mesela?
denizi öyle kucaklamak istiyorum ki...
Ankara'dayken, denizi özlediğim zamanlarda Yahya Hocam'ın "Denize Açıl"'ını okur okur heyecanlanırdım çok.
böyle... içim içime sığmıyor............. bahar, bandırma çok güzel. babam "allah kimsenin canın baharda almasın" derdi.. çok haklıymış...
Denize Açıl
üç beş güzel söze kapılma denize açıl açıklarda yüz vur kulaçlarını suya döv köpükleri topuklarınla uzat kendini ileri bırak denizin tuzu yaksın gözünü su seni sarsın sen baharsın gemiyle yarışan martı ve yunus gibi al başını git karardıkça derindeki sular
bırak uzakta kalan karayı tat esrikliğini suyun dön yönünü uçsuz bucaksız ufka bırak kıyıda ağaçlar küçülsün küçülsün martılar kanatlarıyla yol göstersin ses kalmasın sudan başka sen denizsin bırak sevişsin küçük bedenin sen ve martılar ve bir de kocaman salkım saçaklarıyla deniz analarından başka kimse yok insansızlığında doğanın bak yalnızsın kendini suya bırak korkuyla şehveti damağında tat al ağzında ez denizin tuzlu suyunu tut bu anı kaçmasın
küçük yüreğin korksa da boğulmaktan yok olmayı göze alman gerekse de erek yiğitlik olmalı tek başına yaşanan
bırak kulaçların kanatların olsun korkusuz martılar gibi ufukta kaybolan vur topuğunu köpürt suyu al başını git güven denize
bırak karayı bak portakal soyar gibi dağları söküp çöpe atmışlar kayaları ağaçsız bırakmışlar ne güzelim korular kalmış yaros zafanosta ne de köyleri süsleyen o güzelim eski rum evleri kara kaba kalabalıktan yorgun
korkma durmaz ritmi bozuk yüreğin vur kulaçları parmaklarını aç ger kolunu ufka uzan ufku tut dokun batan güneşe bırak ellerin yansın sen güneşi yut Yahya Tezel
Biliyorum sana giden yollar kapalı Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni Ne kadar yakından ve arada uçurum; İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi Uyandım uyandım, hep seni düşündüm Yalnız seni, yalnız senin gözlerini Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım Ben artık adam olmam bu derde düşeli Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda; Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu; Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım Bu böyle pek de kolay değil gerçi... Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya; Bunun verdiği mutluluk da az değil ki Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa, Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem, Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi: Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri
CEMAL SÜREYA
10 Nisan 2008 Perşembe
“yalnız o kadar değil Alvah. Bir tek sen değilsin. Gerçekten istediğim bir işi, bir projeyi, bir ideali ya da bir insanı bulursam, bütün dünyaya bağımlı durumlu hale gelirim. Her şeyin diğer şeylerle bir bağlantısı var. Birbirimize öyle sıkı bağlıyız ki! Bir ağın içindeyiz hepimiz. O ağ bekliyor. Ve hepimiz onun içine bir tek arzu nedeniyle itiliyoruz. Sen bir şey istiyorsun, o şey senin için değerli oluyor. Onu senin elinden kapmak için bekleyenler kim, biliyor musun? Bilemezsin. Belki çok karışık, çok uzaklarda olabilir, ama birileri onu kapmak için hazır bekliyor. Ve sen de onların hepsinden korkuyorsun. Büzülüyorsun, sürünüyorsun, yalvarıyorsun ve kabulleniyorsun…. Tek ki almasın, sen de bırakmasınlar. Bir de kimleri kabul ettiğine bak.”
(Hayatın Kaynağı, Ayn Rand, sf 176)
8 Nisan 2008 Salı
Böyle zamanlarda, onun şiirleri ....
nereye dönsem baksam dünya kırık aynalarla dolu bedenler erise de ötekinin içinde ne sen beni görüyorsun ne de ben seni
yağmur damlaları parmak uçlarımla dans ederken, pencereden kafamı uzatım denize baktım bugün. deniz... maviler... yine birşey var bu havalarda...
"Her gün bu kadar güzel mi bu deniz? Böyle mi görünür gökyüzü her zaman? Her zaman güzel mi bu kadar, Bu eşya, bu pencere? Değil, Vallahi değil; Bir iş var bu işin içinde"
kendime sıkışmıştım bugün... bugün mü, daha fazla zamandır aslında... büyümek zor bir süreç, sancılı bir süreç. bir yanım sorumluluk almaktan kaçarken, bir yanım da umursamazlığımdan sıkıldı... soluk yağmur çiselerken limanda alındı. deniz kokusu ve dalgalar. gri bir çerçevede... biraz daha genç olsaydım, ağlayabilirdim birden karşıma çıkan gökkuşağı ardında... uzakta yeldeğirmenlerinin arkasında....
büyümek zor bir süreç, sancılı bir süreç... hele hüzünleriniz vazgeçilmezinizse...
Yalnızca, yalnızlar için güzel şeydir HÜZÜN. Acıların teneffüs arası bir nefes, hayat koşusunda. Güzel şeydir hüzün. Sevdiklerini neden sevdiğini, Sevmediklerini neden anlaman gerektiğini... Hasretinde, ölümünde, gidişinde, dönüşünde ne denli insancıl olduğunu öğretir. Bir çocuk gözüyle kendime sarılıyorum bazen. Aynada yüzümü seyrederken cizgilerinde dolaşıyor parmaklarım. Saygı duyuyorum onlara. Tam dudağımın kıyısında her giden bir iz bırakmış. Şair olsaydım "kurumuş gözyaşı yatağı" derdim
Bu akşam yine garip bir hüzün çöktü üstüme Hücrem soğuk bir tek sen varsın düslerimde Demir kapı yine kapandı ağır aırr üzerime Kelepçeler yine vuruldu kilit kilit yüreğime Derin derin soluyorum seni gecelerce Duvarlara kazıdım ismini her köşeye Dudaklarin şeker gibiydi Baldan öte baldan ziyade Pembe pembe yanakların Gülden öte gülden ziyade Sabret gönül sabret Sakın isyan etme Bir gün elbet bitecek bu çile İsyan etme Dört kitaptan başlayalım istersen gel söze Orda öyle bir isim var ki Kuldan öte kuldan ziyade Onu düşün ona sığın O senden öte benden ziyade Bir sabah elbet güneş de doğacak penceremde Ama bil ki ateşin hala yanacak yüreğimde Gözyaşlarım akıp gidecek Selden öte selden ziyade Bir canım var vereceğim Baldan öte baldan ziyade Sabret gönül sabret Sakın isyan etme Bir gün elbet bitecek bu çile İsyan etme Dört kitaptan baslayalım istersen gel söze Orda öyle bir isim var ki Kuldan öte kuldan ziyade Onu düşün ona sığın O senden öte benden ziyade Bir ben var ki benim içimde Benden öte benden ziyade Bir sen var ki senin içinde Senden öte senden ziyade Bir ben var ki benim içimde Benden öte benden ziyade Bir sen var ki senin içinde Senden öte senden ziyade
bir karnın iki ürünü, birbirlerine ait kucaklamayla, gülüşle başlamışlardı güne... kırgınlıklar, suçluluk duyguları bir yere asılmıştı. ta ki biri gerçeğe tam çarpıp, sinirden ilk kez midesine kraplar girinceye kadar... sarı yorgun yüzü, kısık "neden" diyen ela gözleri ile... sakin sakin anlatmaya çalıştı sesi titrerken... bense babamı hatırladım ve gidişinin sebebini... o ürünlerden biri çok yakınsadı bugün, çok anladı o adamı ve emindi hiç bu kadar anlamamıştı daha önceden...
neşelendirmeye çalıştık... neşelenmiş gibi yaptı... ikimiz de aynı cümleyi kurarak üfledik kaşıktaki ilk çorbayı:
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini... Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...